Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Ocak 1989 tarihinden itibaren İstanbul Üsküdar Valide Camii'nde 62 hafta süren cuma vaazlarından derlenerek vücuda gelen Sonsuz Nur'un 1. cildinde Peygamberimizin âlemlere rahmet oluş keyfiyeti ve sıfatları ele alınıyor.
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Ocak 1989 tarihinden itibaren İstanbul Üsküdar Valide Camii'nde 62 hafta süren cuma vaazlarından derlenerek vücuda gelen Sonsuz Nur'un 2. cildinde Peygamberimizin terbiyeciliği, problemleri çözmedeki eşsizliği, askerî yanı ve sünneti ele alınıyor.

Işığa hamile kapkaranlık bir dünya.. ve Nebi'nin zuhuruna az bir zaman kala müjde ve muştu dolu akisler var ufukta.. vicdanlarda tesiri o kadar fazla ki, birçok Mekkeli gelecek son Nebi'yi anlatmakta.. tavsiyeler ve tavsiyeler: Zuhur eder etmez hemen koşun O'na! Ve bütünleşin O'nun ruhuyla!

Tevhid akidesinin sarsıldığı her zaman dilimi karanlıktır. Zira semavat ve arzın nuru olan Allah inancının bütün sinelere hâkim olmaması, ruh ve vicdanları simsiyah hâle getirir. Böyle bir kalb ve vicdanın eşya ve hâdiselere bakış keyfiyeti miyop ve bulanık olacağından, o insan kapkaranlık bir dünyada, hep yarasalar gibi yaşayacaktır.

Bir gün ashabdan biri Allah Resûlü'ne: "Yâ Resûlallah, biraz kendinizden bahseder misiniz?" der. Cevabının bir kısmında, Allah Resûlü şöyle buyurur: "Ben, İbrahim'in duası ve Hz. İsa'nın muştusuyum." Evet, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), sürpriz olarak ortaya çıkmış biri değildir.
Sıdk-Doğruluk
Doğruluk, peygamberliğin mihveridir. Peygamberlik, doğruluk yörüngesi üzerinde hareket eder. Peygamberin ağzından çıkan her şey tasdik edalıdır.
Okuyun
Fetanet
Peygamberlerin ve Peygamberimiz'in bu mazhariyeti, ancak onlardaki fetanetle izah edilebilir. Fetanet olmadan bu durumu elde etmek imkânsızdır.
Okuyun
Zühd ve Takva
Allah Resûlü, zahidlerin en zahidiydi. O'ndaki verâ, yani kaba mânâsıyla şüpheli şeylerden kaçınma, -o seviyede olmak şartıyla- ikinci bir insanda yoktu.
Okuyun
Tevazuu
Allah Resûlü, fevkalâde bir tevazu insanıydı. Zaten büyüklerde, büyüklüğün alâmeti tevazu; küçüklerde küçüklüğün alâmeti ise, gurur ve tekebbürdür. O, tevazuu nispetinde büyüyordu.
Okuyun
Dua İklimi
Gece-gündüz münacaat ve inleme içinde geçen bir ömür görmek isteyen, Resûlullah'ın hayatına baksın! Baksın ve insanlık, duanın ne demek olduğunu, dua etmenin âdâbını ve duanın, insana maddî-mânevî kazandırdıklarını görsün, görsün ve ibret alsın.
Okuyun
"Ferdâ, senin, senin bu teceddüt, bu inkılap...
Her şey senin değil mi ki, zaten, sen ey şebâb...!"
T.F.Nesli tanımak, ona vereceğimizi vermek, alacağımızı almak ve bu arada ona bağlı olarak dâvasının sınırlarını tespit etmek, muhakkak ki, günümüzün en mühim meselelerindendir. En mühimdir; zira her türlü değişikliğe renklilik katan, ayrı ayrı çağlar ve devirler açan odur.
Roma onun, Roma'da ihtilâl onun, Yunan onun, Hellenizm de onun. Zemin onun âb-ı rûyuna muntazır, eflâk çıkaracağı tarrakaya dembeste[1]. 'Acâib-i seb'a-i âlem'[2] o muhteşem heykelin kâidesi. Ay, mukavves kaşları; yıldızlar, dudağında tebessüm... Bunları onun hakkında birer abartma saymayın; gerçek genci bin bahâriye ile dahi dile getirmek mümkün değildir.
"Ruh-bahş oldu Mesîhâ-sıfat enfas-ı bahar,
Açtılar dîdelerin hâb-ı ademden ezhâr."diyen Bâki, nazarını bahardan bu bahar soluklayanlara çevirebilseydi, hilâfet saltanatının bu muhteşem şâiri kim bilir, ne diriltici şeyler söyleyecekti.
Nâdanlarca o işe yaramaz bir serserî, anarşi taraftarlarınca tahrip unsuru.. bize göre ihâta edilmez muhtevâ... Hilkatinde afacan, ihmalinde öldürücü zehir, Enderun terbiyesiyle, bab'üs-saâde ağası... Evet, zeminini bulursa bin bâdire aşan bahadır. Şehvet pazarına düşerse nefsin esiri. Herkes ona olta salar. Herkes onu elde etmek ister. Elde edebilirsen, senin için bir inşirâh unsuru. Açık kapı siyaseti güdersen, meccâni bir metâ... Gönlünü 'sadece' mücerretlerle doldurursan, bir hayâlperest götürür, müşahhaslara bağlarsan bir totemci olur.
Kesebilirsen behîmî hislerden, ikinci bir fıtrat kazanır. Salıverirsen merâya, benliğine cemre düşmüş gibi erir ve yok olur.
Tutup sahip çıkmana göre o,
"Ol bâde kim içse hemân
Kalbe doğar nur-u cihân
Verir hayat-ı câvidân." Gedâyîzirvelerinde uçacak, terk etmene göre de,
"İç bâde, güzel sev var ise akl u şuurun;
Dünya var imiş, ya ki yok olmuş ne umurun."düşüncesiyle mülevvesleşecek...
Her şey olan bu potansiyel kat'iyyen ihmal edilmemelidir. Nasıl edilir ki... Bir devirde her şey damarlarındaki asîl kana emanet, nesebi gayr-i sahih başka bir devirde o, yılışık, sürtük, iffetsiz; bütün devirlere rahmet okutturacak mel'anet. Bu devirde o, en acılardan acı midede seretan, gözde bir katarakt... İnsanlığı 'yapmacık', merhameti hile; gayret ve celâdeti âlemi iğfal; şecaati göz bağcılık, 'esfel-i sâfilîn'in ucunda insan azmanı bir hortlak. Mimarının elinde ise, 'a'lâ-yı illîyyin'in nazenîn, nazdâr sultanı; kâinatın 'ahsen-i takvîm'i, İlâhî nazarın nokta-ı mihrâkiyesi... O, mimarından kendine bir el uzatılmasını istiyor. Bu el onu acemi oğlanlar seviyesinden alarak, enderun ağalığına yükseltebilirse, kadirnâşinasların kendine revâ gördüklerini teker teker anlama imkânını bulacak ve bir daha da gayyalara sürüklenmemeye bakacaktır.
O bizden himaye ve dirayet bekliyor. Biz ondan kalp, kafa izdivacı ve mâzi ile sarmaş dolaş olmasını... O, ruhunda çöreklenen nevrozlara hâzık bir hekim; biz de, kafasında yıllanmış hezeyanlara bir deva bekliyoruz. O canhıraş feryatlar içinde 'tulumbanı al, yetiş imdâda, yangın var' derken; biz 'müsaade et, bu yangını kan ve terimizle söndürelim' diyoruz. Ağızlar söylemese de, gönüller mızrabını yemiş bamteli gibi çoktan bunu müterennim.
Ey ümmet-i merhûme, beklediğin subh u kıyamet değilse ellerini boynundan çöz, Herakles'in Promete'nin imdadına koştuğu gibi, şeytanın ateşine çarpılmış gençliğin imdadına koş..!
[1] Dembeste: Kulak kesilmiş dinleyen.
[2] Acâib-i seb'a-i âlem: Dünyanın yedi harikası. Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin
Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.
Önizleme:





Muhammedî Ruh
Nübüvvet mesleği açısından, "Muhammedî ruh" ne demektir? Bu ruhun, tebliğ ve temsil vazifesinde bulunan mü'minlerin hal ve hareketlerine yansıması nasıl olmalıdır?
Peygamber Vârisleri
Dinimizin, âlimi âbidden daha faziletli kabul edişini nasıl anlamalıyız? Âlimi, âbidden üstün kılan hususiyetler nelerdir?
Kaç Peygamber Geldi?
Peygamberlerin gelişi ve bazılarının isimlerinin bilinip bilinmeyişi geçmiş dönemlere ait tarihi bir silsileye göre olabileceği gibi ...
Kırmızı Gül
Gül dağıtmanın tamamen karşısında olduğumu söylemek istemiyorum; fakat onun reaksiyoner bir tavır olduğunu da ifade etmeliyim.