Büyüklük
image image
Sonsuz Nur-1

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Ocak 1989 tarihinden itibaren İstanbul Üsküdar Valide Camii'nde 62 hafta süren cuma vaazlarından derlenerek vücuda gelen Sonsuz Nur'un 1. cildinde Peygamberimizin âlemlere rahmet oluş keyfiyeti ve sıfatları ele alınıyor.

Sonsuz Nur-2

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Ocak 1989 tarihinden itibaren İstanbul Üsküdar Valide Camii'nde 62 hafta süren cuma vaazlarından derlenerek vücuda gelen Sonsuz Nur'un 2. cildinde Peygamberimizin terbiyeciliği, problemleri çözmedeki eşsizliği, askerî yanı ve sünneti ele alınıyor.


Fethullah Gülen: Sonsuz Nur-1: Beklenen Şafak

Beklenen Şafak  

Işığa hamile kapkaranlık bir dünya.. ve Nebi'nin zuhuruna az bir zaman kala müjde ve muştu dolu akisler var ufukta.. vicdanlarda tesiri o kadar fazla ki, birçok Mekkeli gelecek son Nebi'yi anlatmakta.. tavsiyeler ve tavsiyeler: Zuhur eder etmez hemen koşun O'na! Ve bütünleşin O'nun ruhuyla!

Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur-1: Karanlık Bir Devre

Karanlık Bir Devre

Tevhid akidesinin sarsıldığı her zaman dilimi karanlıktır. Zira semavat ve arzın nuru olan Allah inancının bütün sinelere hâkim olmaması, ruh ve vicdanları simsiyah hâle getirir. Böyle bir kalb ve vicdanın eşya ve hâdiselere bakış keyfiyeti miyop ve bulanık olacağından, o insan kapkaranlık bir dünyada, hep yarasalar gibi yaşayacaktır.

Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur-1: Beklenen ve Müjdelenen Peygamber

Beklenen ve Müjdelenen Peygamber

Bir gün ashabdan biri Allah Resûlü'ne: "Yâ Resûlallah, biraz kendinizden bahseder misiniz?" der. Cevabının bir kısmında, Allah Resûlü şöyle buyurur: "Ben, İbrahim'in duası ve Hz. İsa'nın muştusuyum." Evet, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), sürpriz olarak ortaya çıkmış biri değildir.

Okuyun

Peygamberimizin Sıfatları

Peygamber Efendimizin bazı sıfatlarına dair Sonsuz Nur'da yer alan tahliller.
Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Sıdk-DoğrulukSıdk-Doğruluk

Doğruluk, peygamberliğin mihveridir. Peygamberlik, doğruluk yörüngesi üzerinde hareket eder. Peygamberin ağzından çıkan her şey tasdik edalıdır.
Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: FetanetFetanet

Peygamberlerin ve Peygamberimiz'in bu mazhariyeti, ancak onlardaki fetanetle izah edilebilir. Fetanet olmadan bu durumu elde etmek imkânsızdır.
Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Zühd ve TakvaZühd ve Takva

Allah Resûlü, zahidlerin en zahidiydi. O'ndaki verâ, yani kaba mânâsıyla şüpheli şeylerden kaçınma, -o seviyede olmak şartıyla- ikinci bir insanda yoktu.
Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: TevazuuTevazuu

Allah Resûlü, fevkalâde bir tevazu insanıydı. Zaten büyüklerde, büyüklüğün alâmeti tevazu; küçüklerde küçüklüğün alâmeti ise, gurur ve tekebbürdür. O, tevazuu nispetinde büyüyordu.
Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Dua İklimiDua İklimi

Gece-gündüz münacaat ve inleme içinde geçen bir ömür görmek isteyen, Resûlullah'ın hayatına baksın! Baksın ve insanlık, duanın ne demek olduğunu, dua etmenin âdâbını ve duanın, insana maddî-mânevî kazandırdıklarını görsün, görsün ve ibret alsın.
Okuyun

Hesaplaşma (Kendimizi Tenkit)

HesaplaşmaHesaplaşma, sağlam seyredebilmenin, sağlam iş yapabilmenin en metin teminatı ve en güvenilir mesnedidir. Hesaplaşma bir iç-kontrol ve insanın kendi kendini gözden geçirmesidir. Her hamle ve her irtifa bir hesaplaşmaya dayanıyorsa ümit vericidir. Geçmişin muhasebesi yapılmadan gösterilen her say ü gayret ise, bir hüsrân ve inkisârın başlangıcıdır.

Ferdin kendi kâmetine, cemiyetin de kendi buutlarına göre alabildiğine girift ve komplike meseleleri vardır ve bunlar derin ve ciddi hesapları gerektirmektedir.

Hesaplaşma çizgisinde bulunan bir ferdin fazla inhirafları olmayacağı gibi, hesap üzerine kurulmuş ve yine hesap üzerinde işleyen bir toplumun da rahatsız edici yanı ve yönü bulunmayacaktır.

Geçmiş, hâle nispeten, hâl de, geleceğe nispeten bir hesap kitabıdır. Hatta bu nokta-i nazardan, gündüz geceye; yaz kışa, dünya öbür âleme nispeten birer kitaptırlar. İnsan bu kitapların yüzünden nikabı kaldırıp, neşredecekleri aydınlıktan istifade ettiği nispette, doğru görür, doğru düşünür ve başı yüceliklere erer. Bu kitaplar ve bunların ihtivâ ettikleri hesaplardan habersiz yaşayanlar ise; hüsrân görür, hüsrân düşünür ve hüsrânla boğulurlar.

Ne var ki bazen de, kararın verileceği güne bırakılmış bir hesap, sahibi için sadece hizlan ve haybet olur. 'Keşke kitabım verilmeseydi ve hesap nedir, onu bilmeseydim' inkisarı içindeki bir teessür ve nedametin, mücrime kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

Hususi mânâda muhasebe, geçmişteki eksikliklerin ve noksanlıkların üzerine tırmanarak, geleceği seyre koyulma ve arkada bıraktığı her yanlışlığı bir trafik işareti kabul ederek yolun doğrusunu görmeye çalışmadır. Yoksa kaderi tenkit ve Rahmet-i Sonsuz'un rahmetini ittiham mânâsında hâdiselerden şikayet ve dert yanma, faidesiz bir ızdırap ve elemdir.

Milletçe, bu anlayışta bir muhasebeye ne kadar muhtaç olduğumuz, her türlü tariften varestedir. Ne var ki, biz, yakın tarihimiz itibariyle muhasebe adına bir kısım sevimsiz polemik ve düello'dan başka bir şey görmedik.

Keşke insanımıza, aydınlatıcı ve yol gösterici tenkitte bulunmayı öğretebilseydik. Ve keşke geçmişten ve tarihi tekerrürlerden ders alabilseydik...

Mevsiminde, mektebin, kitabın ve muallimin hesabını, kendi bakış açımızdan ve kendi menşûrumuzun altında halkımıza arz etmiştik: Muallim, öğretici olmazsa; mektep, hayatî ders vermezse; kitap, kâinatın sinesindeki esrârı billurlaştırıp aksettirmezse, o muallim talihsiz, o mektep karanlık ve o mektepte okuyanlar da bedbahttır. Ve eğer muallim, elindeki irfan adesesiyle eşyâ ve hâdiseleri tanıma yolunda ise; kitap, neşrettiği nurlarla (Elektron-mikroskop) ve (x) ışınları vazifesini görüyorsa; mektep bu esrarlı cümbüşe laboratuarlık yapıyorsa, muallim mutlu, mektep aydın ve o mektebin talebeleri de bir kısım talihlilerdir.

Şimdi, acaba, arkada bıraktığımız koskoca bir devre içinde, muallim, öğreticilik vazifesini yapabildi mi? Talebenin ruhunu aydınlatıp, kâinatla bütünleşmesini temin edebildi mi? Kalbine fer verip onu yüce ideallerle donatabildi mi? Yıllar yılı hayatı, mektepten ve muallimden öğrenmeye alışmış halkımızın, aç ve bitap bakışları karşısında, ona her yönüyle hayatı talim edip, ruhunu sefaletten kurtarabildi mi?. Ona kitabı ve mektebi sevdirip, ilmin yüce gayesine âşina kılabildi mi?

Hâsılı; milletin, ümit-ocağı deyip bel bağladığı ve bütün inkisarlarında gözünü ona dikip, ondan bir şeyler beklediği mektep, fonksiyonunu eda edebildi mi..? Elde ettiği imkânları değerlendirip, duygu ve düşüncelerimizi rahatlıkla soluyabildiğimiz irfan yuvalarımızda, her şey olmaya müheyyâ bir nesil karşısında, vazifesini idrak edebildi mi?

Bu soruların hepsine bir çırpıda 'Evet' diyebilecek kaç babayiğit gösterebilirsiniz! Kaç hakikat-eri gösterebilirsiniz ki, oturup kalktığı her yerde, kendi kokusunu neşretmiş, girip çıktığı her menzile kendi dünyasından bir demet gül bırakmıştır.

Ve, kaç hakikat-âşığı gösterebilirsiniz ki; mektebe, kitaba susamış neslin açlığını gidermiş, onların, soysuzlaşan ruhlarına yücelik ve fazilet dersi vermiştir.

Bizler, kendi hesabımıza, elde edilen fırsatlarla, gösterilen ceht arasında bir tenasüp olmadığı kanaatindeyiz. Kanaatimiz o ki; ne ele geçen tarlanın bütününe tohum atıldı; ne de eldeki tohumun bütünü tarlaya saçıldı. İmkânlar kendi buutlarıyla değerlendirilemedi ve neslimiz beklediği kadirşinasları bulamadı.

Yeni bir imkân doğar veya doğmaz orasını bilemem. Bildiğim bir şey varsa o da şudur ki; son bir kere daha insanımıza hizmet etme fırsatını kaçırdık ve onu bir kere daha terkedilmişlikle baş başa bırakıldık.

O, ruhunda taşıdığı mânâ cevherlerini işittirecek sarrafı bulacağı âna kadar iki büklüm bekleye dursun. Bizler terennüm edemediğimiz nağmeden müteheyyic, gözü ve gönlü bu işe bent olmuş belli bir süre daha âh u vâh etmeye devâm edelim.

Sızıntı, Temmuz 1980, Cilt 2, Sayı 18

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!


Sünnet

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Sünnet Nedir?
Muhaddislere göre sünnet: "Ahkâma ve amele esas teşkil etsin etmesin, yaptıkları ve içtinap ettikleriyle Allah Resûlü'nden (sallallâhu aleyhi ve sellem) -Hanefiler'in nokta-i nazarınca farz, vacip, sünnet, müstehap ve âdâp- bize intikal eden her şeydir." Yani, Allah Resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şemâilidir, hayat tarzıdır, sîretidir.

Sünnet Nedir?

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Sünnetin Fonksiyonu
Sünnetin Kur'ân-ı Kerim'den ayrı bir teşrî kaynağı olmasının ve Kur'ân gibi bazı şeyleri helâl, bazı şeyleri de haram kılarak, farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, âdâp, mekruh, müfsid adına ölçüler koymasının yanı sıra, Kur'ân-ı Kerim'in mücmelini tafsîl, mübhemini tefsîr, umûmunu tahsîs ve mutlakını takyîd fonksiyonu da vardır.

Sünnetin Fonksiyonu

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Sünnetin Tesbitinin Zarurî Oluşu
Sünnet, Resûlullah'a açılan bir penceredir.. ve o her asırda her şahsa uzanan ve üzerinde yürünmekle İslâm'ın yümn ve bereketine ulaşılan kutlu ve mübarek bir yoldur. Nerede samimî bir kalb "Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)!" derse, tıpkı bir televizyon ekranı gibi O'nun mir'ât-ı ruhuna Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) tecellî eder ve "Nedir istediğin, söyle?" der. Evet O, hadisinin, sünnetinin takrir edildiği, halkalar teşkiliyle müzakere olunduğu her yerde ruhen hazırdır.


Sünnetin Tesbitinin Zarurî Oluşu

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Sünnetin Tesbitine Tesir Eden Âmiller
Sahabe, sünnetin ehemmiyetini çok iyi kavramıştı. Çünkü, Kur'ân-ı Kerim, Allah Resûlü'ne iniyor, O'nun tarafından tebliğ ediliyor, açıklanıyor ve yaşanıyordu ki, anlamanın bütün faktörleri mevcuttu.


Sünnetin Tesbitine Tesir Eden Âmiller

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur: Rivayetlerde Gösterilen Hassasiyet
Sahabe-i kiram olsun, ihsanla onlara ittiba eden tâbiîn‑i izâm ve tebe-i tâbiîn-i fihâm olsun, hepsi de duyduklarını hemen kabul ediveren insanlar değildi. Bunlar kalben çok safi olmakla beraber, bu mevzuda titiz ve ehl-i tahkik idiler. Sünneti büyük bir titizlik içinde hafıza ve kitaplarına aldılar; rivayetleri çok büyük bir titizlikle tahkik ettiler ve yine aynı titizlikle naklettiler. Bunun misalleri pek çok ise de, biz bunlardan sadece birkaç tanesini zikredeceğiz.


Rivayetlerde Gösterilen Hassasiyet

Fikir Atlası'nda Efendimiz

1 Hakikat-ı Ahmediye ve Hakikat-ı Muhammediye, tasavvuf dünyasının enginliklerine açılabilen kimselerin, belli bir mesafe aldıktan sonra anlayabilecekleri iki kavramdır.

2 Efendimiz, Mekke'de doğup büyümüş olmasına rağmen, her zaman Medine'yle irtibatı çok güçlü olmuştur.

3 Peygamberlerin hayatlarına bakıldığında onların pek çoğunun babalarının, annelerinden önce öldükleri, bu sebeple annelerinin himayesinde büyüdükleri görülür

4 Evet, işte bütün peygamberlere gösterilen bu saygı ve hürmet yörüngeli Muhammedî ruh ve mânâ kavranmalı ve mutlaka yeni nesillere aktarılmalıdır.

5 Televizyonda izlediğim bir programda bir şahıs, kendisinin peygamber olduğunu iddia ediyor ve bununla alâkalı fikirlerini ortaya koyuyordu.

Fasıldan Fasıla

1 Kur'ân-ı Kerim, 'Biz peygamber göndermediğimiz kavme azab edecek değiliz' der. Bir başka yerde de: 'Her bir millet için mutlaka onları (eğri yolun encamından sakındıracak bir) korkutucu peygamber bulunmuştur' buyurmuştur. Bu ikinci âyet-i kerimede dilin hususiyetleri de nazara alınacak olursa, nefy edatı olan 'in', 'illâ' ile te'kid görürse, bu üslup 'hasr' ifade eder ki O da aksine ihtimal vermeyecek bir kesinlikte her ümmete bir peygamberin gönderilmiş olduğu mânâsına gelir.

2 Miraç, Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) müberek cismaniyeti ile yaptığı ve netice itibariyle mucize olan kutlu bir seyahattır. Bu kutlu seyahat, O'nun için de bizim için de her zaman bir iftihar vesilesidir.

3 Evet O, Gönlümüzün Gülü'dür. Ne mutlu bizlere ki, bizi götüren geminin dümeninde O'nun gibi bir kaptan var ki o gemiye binen mutlaka kurtulur. Bir rıhtımda o geminin ayrıldığını görüp de ona ulaşamayan ise hüsran içinde kalır.

4 Babadan ayrı ve yetim olarak annelerinin şefkat kanatları altında birer şefkat kahramanı olarak yetişen peygamberler, Allahu Teâlâ'nın rahmaniyet ve rahimiyetinin yeryüzündeki temsilcileri olarak şefkati bir iksir gibi kullanıp gönüllerde taht kurmuşlar; kurmuşlar ve insanlara hidayet ve kurtuluş yollarını göstermişlerdir.

5 Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmî idi. O'nun ümmîliği ve okuma yazma bilmemesi bizim başımıza taçtır. O'nun ümmîliğine rağmen, haber vermiş olduğu nice hadiselerin zamanı geldiğinde âlem-i şehadette zuhuru, herkese Muhammedün Resûlullah' dedirtir.

İstatistik

Üyeler : 1
Yazı : 7031
Web Bağlantıları : 6
Yazı Tıklama Görünümü : 19998
Şu anda 86 ziyaretçi var

Salât ü Selâm Getirmek

Fethullah Gülen: Fikir Atlası: Salât ü Selâm Getirmek

İnsanlığın İftihar Tablosu'nun, bütün beşerî hesapları karıştıran bir hesap muamması ve karışık hesapları çözen bir hesapküşâ olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Okuyun

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur-1

Fethullah Gülen: Sonsuz Nur-2

Problemlerin Çözümünde Efendimiz

Fethullah Gülen: Fikir Atlası: Problemlerin Çözümünde Efendimiz

İnsanlığın İftihar Tablosu'nun, bütün beşerî hesapları karıştıran bir hesap muamması ve karışık hesapları çözen bir hesapküşâ olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Okuyun

Vuslat Muştusu

Muhammedî Ruh

Fethullah Gülen: Vuslat Muştusu: Muhammedî Ruh

Nübüvvet mesleği açısından, "Muhammedî ruh" ne demektir? Bu ruhun, tebliğ ve temsil vazifesinde bulunan mü'minlerin hal ve hareketlerine yansıması nasıl olmalıdır?

Okuyun

Ölümsüzlük İksiri

Peygamber Vârisleri

Fethullah Gülen: Ölümsüzlük İksiri: Kutlu Miras ve Peygamber Vârisleri

Dinimizin, âlimi âbidden daha faziletli kabul edişini nasıl anlamalıyız? Âlimi, âbidden üstün kılan hususiyetler nelerdir?


Okuyun

Sohbet-i Cânân

Kaç Peygamber Geldi?

Fethullah Gülen: Sohbet-i Cânân: Ne Kadar Peygamber Geldi?

Peygamberlerin gelişi ve bazılarının isimlerinin bilinip bilinmeyişi geçmiş dönemlere ait tarihi bir silsileye göre olabileceği gibi ...

Okuyun

Kırık Testi

Kırmızı Gül

Fethullah Gülen: Kırık Testi: Kırmızı Gül

Gül dağıtmanın tamamen karşısında olduğumu söylemek istemiyorum; fakat onun reaksiyoner bir tavır olduğunu da ifade etmeliyim.

Okuyun