Eserler

Sonsuz Nur

Sitedekiler

İstatistikler

Üyeler: 1
Haberler: 172
Web Linkleri: 0
Ziyaretçiler: 190983

İktibas

Allah Resûlü'nün, yarınları bugün gibi, hatta avucunun içi gibi görmesi, O'na has bir keyfiyetti. Hudeybiye'den çıkardığımız o büyük ders de işte budur. Allah Resûlü öyle yeni, taze düsturlar ortaya koymuştur ki, zamanın yaşlanıp değişmesine mukabil bu düsturlar hep taze kalmakta hatta daha gençleşmektedir. Allah Resûlü Allah tarafından bir kısım dinî disiplinler ve prensiplerle ortaya çıkmış ve kendi asrında bunları o asrın insanına tebliğ ve tâlim etmiştir. Onlar da bize kadar bu meseleleri ulaştırmışlardır. Bütün geçmişlerimizden Allah (cc) ebeden razı olsun! Bir kadirşinaslık ifadesi olarak bu mevzuda Kur'ân bize şunu tâlim eder:

Devamını oku...
 
Ana Sayfa
İnsan Bir Yolcudur Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Yine Tirmizî, İbn Ömer'den rivayet ediyor:

 

كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أو عَابِرُ سَبِيلٍ وَعُدَّ نَفْسَكَ فِي أَهْلِ الْقُبُورِ

"Dünyada garip gibi yaşa. Veya bir yolcu gibi ol. Kendini (ölmeden önce) kabir ehlinden say!" [1]

İşte üç cümlelik bir söz. Zühd ve takvâya ait, dünya ve ahiret muvazenesini koruma, kollamada söylenebilecek sözlerin en vecizi, en mânâlısı... Ancak bundan daha veciz bir ifade varsa, hiç şüphesiz bu da yine O'na aittir. Bunda kimsenin şüphesi olmasın!

İnsan, zaten dünyada gariptir. Mevlânâ'nın ifadesiyle; insan, kamıştan koparılmış bir ney gibidir. Gerçek sahibinden uzaklaştığından dolayı da hep inlemektedir. Onun bu iniltisi, bütün bir hayat boyu devam eder.

İnsan bir yolcudur. Ruhlar âleminden başlayan yolculuğu, anne karnına, dünyaya, çocukluk dönemine, gençlik çağına, yaşlılık hengamına, kabir ve derken cennet veya cehenneme kadar devam eden bir yolculuktur. Ama acaba insan, bu yolculuğunun ne derece farkındadır? Eğer o, daima kendini bir yolcu gibi görse, yürüyüşünü zorlaştırmaktan başka bir işe yaramayacak olan dünyanın çeşitli güzelliklerine takılıp sendelemeden yürüyüp gidecektir.

İnsan kendini kabir ehlinden saymadıkdan sonra, yani eskilerin; "Ölmeden evvel ölünüz." [2] diye anlatmaya çalıştıkları husûsu, fiil ve yaşantıya dökmedikden sonra, şeytanın hile ve desiselerinden bütünüyle korunması, kurtulması mümkün değildir. Evet, insan nefsaniyet, cismaniyet itibarıyla ölmelidir ki, vicdan ve ruh itibarıyla dirilmiş olsun. Zaten her şeyi cesede bağlayanlar, cesedlerinin altında kalıp ezilmiş olan zavallılar değil mi?

 



[1] Tirmizi, Zühd, 25
[2] Bkz. Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2/291

İlgili Yazılar:

 
< Önceki   Sonraki >