Eserler

Sonsuz Nur

Sitedekiler

İstatistikler

Üyeler: 1
Haberler: 172
Web Linkleri: 0
Ziyaretçiler: 190937

İktibas

Allah Resûlü vahiyle müeyyed ufkuyla devleti ayakta tutacak dinamikleri çok iyi tesbit etmiş ve bunları israf etmeden yerli yerinde kullanmıştır. O, büyük erkân-ı harpler yetiştiren.. ilim düşüncesini coşturan ruha ve mânâya giden yollar açan sanatkâr düşüncelere yüksek gayeler belirleyen iç içe bir derinlikler menşurudur. O, kendi döneminde bir sürü erkan-ı harp yetiştirmiştir. Kendinden sonra, cihânın fethine uzanan yolda, Hâlid'den Ukbe'ye, Ukbe'den Ahnef'e, ondan Tarık'a ve ondan da Muhammed bin Kasım'a.. kadar nice büyük erkân-ı harpler yetişmiştir ki, münhasıran bu zaviyeden o büyük oluşumun kaynak ve mimarına baktığınız zaman, O'nu yalnız askerlikle iştigâl etmiş sanırsınız. Günümüzdeki Akkad gibi pek çok araştırmacı, saadet asrını, dehâya açık istidatların harmanı gibi görürler.

Devamını oku...
 
Ana Sayfa
Bir Ülke Yetişmiş İnsanlarıyla Ma'murdur Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
16.05.2006

İnsan unsuruyla ilgilenmeyi emir ve teşvik eden birçok âyet-i kerime vardır. Bunların hepsine bakılabilse, İslâm dininin insana verdiği önem ve ehemmiyet daha iyi anlaşılır. Ancak biz, bu mevzuu işlemeyi, şimdilik düşünmediğimiz için sadece fikir verme maksadıyla, bir-iki âyete temas edip geçeceğiz:

وَلْتَكُن مِنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

"İçinizde, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya ulaşanlar yalnız onlardır." (Âl-i İmran, 3/104).

 

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللهِ

"Siz insanlar arasında en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü meneder ve tam olarak Allah'a inanırsınız." (Âl-i İmran, 3/110)

Bu ve benzeri âyetler, İslâm'ın insana ve ilme verdiği ehemmiyeti göstermesi bakımından fevkalâde mâ'nidardır.

İslâm; kalb, ruh, his, duygu ve düşünceyi en iyi şekilde ve dengeli ele almış ve onları yaratılış gayelerine yönlendirmiştir. Ne ihmal, ne de dengesizlik.. bu duyguların bütünüyle seyahat.. ve hepsiyle varlığın perde arkasını müşahede.. Allah Resûlü de bunu, hayat-ı seniyyelerinde hiç mi hiç ihmal etmemiştir.. bu bir rehber için çok önemlidir. Nice rehberler vardır ki, ellerinin altındaki insan ve imkânlarla zafer bekledikleri yerde fiyasko ile karşı karşıya kalırlar. Daha doğrusu zafer kuşağında bir türlü falsolardan kurtulamazlar. Kitle ruh haletinden istifade edip milleti sokağa dökenler, belki onun hissini değerlendiriyorlardır. Ama, süreklilik isteyen işlerde bu hiç de önemli değildir.

Zaten, Allah Resûlü de bir his ve heyecanla insanları arkasında toplamayı hiç mi hiç düşünmemiştir. Çünkü böyle bir hisle toplananlar, başka bir hisle de dağılıp gider ve onu yapayalnız bırakırlar. Oysaki Allah Resûlü'nün etrafındaki insanlar en ağır, en acı zamanlarda bile O'nu bırakmamışlardır. Bırakmak şöyle dursun, O'nun uğrunda ölmeyi hayatlarının gayesi bilmiş ve şehid olmayı canlarının bedeli ve gayesi saymışlardır. Diğer duyguların teker teker kullanılması, daha doğrusu istismarı da böyledir. Sadede dönüyoruz; evet, bir ülke, eğer mâmur ise, o, insanlarıyla mâmurdur ki, Hz. Muhammed Mustafa(sav) da bunu yapmıştır. Dünyanın çeşitli yerlerine gönderdiği insanların, gittikleri yerlerde, devleti ve milletleri idare etmede, hatta mektep ve medreseler açmada hiçbir falso ve fiyasko ile karşılaşmamaları gösteriyor ki, Allah Resûlü, arkasına aldığı insanları çok iyi yetiştirmiş ve her şeyin üstünde insana önem vermiştir...


İlgili Yazılar:

 
< Önceki   Sonraki >