Öyle olmayanı çok azdır. Zira öyle olmasının sebepleri tamdı. Bugün sıradan insanlar bile, bir velinin arkasında kılmış oldukları namazlardan ayrı bir lezzet alırlar. Halbuki o devirde, her şeyiyle bir orijinalite vardı. Zamanın törpüleyici etkisi, kendisini henüz hissettirmemişti. Yer ile sema arasında irtibat devam ediyordu ve muhteşemdi. Arzda olan en ufak hâdise, semada ihtizazlar meydana getiriyordu. Semanın sakinleri yeryüzüyle yakından alâkadar oluyordu. İnsanlar, içlerinden geçen şeylerden dahi sığaya çekiliyorlardı. Böylesine her şey olmaya müsâit bir zeminde yaşayan insanların, hâlet-i rûhiyeleri bakımından bizim gibi olmaları, her hâlde düşünülmemelidir.
Bir diğer yaklaşım ise, insan, cahiliye çukuruna girmeden rabbânî olmanın ve zirvelerde gezmenin ehemmiyetini, lezzetini tam idrak edemez. Bazıları, daima vadilerde dolaşır, hisleriyle ağlar, fakat idrakleri henüz kapalıdır. İdrak buudunda bir toparlanma olunca, işte o zaman zirveye de çıkabilir. Aksi takdirde, böyleleri hisleriyle oralarda dolaşır dururlar.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin