Büyüklük

Tevâzu ve Kibir

İnsanın, muttasıf olmadığı hâlde azamet' ve 'kibir' gibi vasıflara sahip çıkıp, bunlarla diğer insanlara karşı üstünlük taslaması, onun ruh dünyası adına ciddi bir hastalık emaresidir. Böylesi insanlar, her ne kadar akıllı görünseler de, ben onların psikolojik bir hastalık içinde olduklarına inanıyor ve mutlaka tedavi olmaları gerektiğini düşünüyorum.

İnsan, tevazu ile kibri birbirine karıştırmamalı ve her birini yerli yerine kullanmalıdır. Ancak, bunun tam gerçekleşebilmesi için, -Risale-i Nur'un yaklaşımıyla- insanın herşeyden önce kendi nefsinin bir sinek değerinde olduğunu nefsine kabul ettirmesi gerekir. Aksi hâlde insanın, tevazu ufkunu yakalaması imkânsız denecek ölçüde zordur.

Yeri gelmişken tevazu adına bir hususa işaret etmek istiyorum. Halk arasında umumî kabule vabeste olmuş ve velayete ermiş insanlar vardır. Bazı kimselerin o şahısta gördükleri bazı hususiyetleri, bazen ona karşı ifade ettikleri de olur. Bu durumda o şahsın 'hayır, bunlar bende yok. Nerede ben, nerede bu söylediğiniz şeyler' demesi üç açıdan doğru değildir. Bir bu ifade o insanları müşahede ettikleri şeylerde onları tereddüde sevk eder. İki o insanlara karşı bir saygısızlıktır. Üç hepsinden önemlisi de Allah'a karşı saygısızlık, hatta küfran-ı nimettir. Şayet Allah, kendi katından göndermiş olduğu bir kısım ışınları, onun üzerinde kırıp, başkalarına yansıtıyorsa, bu yüce ve kudsî iş için kendisini seçen o insanın Rabbi'ne karşı şükran duyguları ile iki büklüm olması gerekmez mi?

Hâsılı, tevazu kavramının yerli yerince oturtulması ve ona göre davranışların ayarlanması gerekir. Aksi takdirde tevazu niyetiyle küfran-ı nimet içine düşmeler bile olabilir.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:

Tevâzu ve Kibir
Cumartesi, 13 Mayıs 2006



Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki yeniler:
Bu kategorideki eskiler: