|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Peygamberler insanların ahirette, Cenâb-ı Hakk'a karşı herhangi bir itiraza hakları kalmasın diye gönderilmişlerdir. Bir âyet bu hususu şöyle anlatır: رُسُلاً مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلاَّ يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ وَكَانَ اللهُ عَزِيزاً حَكِيماً "Müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler (gönderdik)ki insanların, peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Azîzdir, Hakîmdir." (Nisa, 4/165). |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Hiçbir peygamber, düşünüp, taşınıp şöyle bir sistem ortaya koyayım, diyerek işe başlamamıştır ve başlamaz. Risalet mevzuunda doğrudan doğruya Cenâb-ı Hak, insanlar içinden bir kimseyi peygamber yapmayı murad buyurur.. vakti ve zamanı gelince tamamen peygamberlik için yaratılmış bu seçkin İnsan'a, vazife, sorumluluk ve peygamberlik vazifesini duyurur, O da peygamberliğini ilan eder. Her peygamber seviyesine göre, vahiyle gelir, vahiyle yaşar ve vahiy kesilince de gider. Bizim hayatiyetimizin devamı için hava, su, ekmek gibi temel maddeler ne ise, peygamber için de vahiy odur. Onlar adetâ, Allah'tan gelen "üns" esintileriyle beslenirler. Feyz-i Akdes ve Mukaddesten daima sabâ rüzgarı gibi bir şeyler eser gelir ve onlar da bu esintiler devam ettiği sürece insanların arasında kalmaya katlanırlar. O kesilince de Rabb'e doğru iştiyakla kanat çırpar ve ötelere uçacakları anı beklerler. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Peygamberler yaptıkları hizmet karşılığında maddî-mânevî hiçbir ücret beklemezler. Kur'ân-ı Kerîm onların bu hususiyetlerini çeşitli vesilelerle ve muhtelif âyetlerde dile getirmiştir. Hepsinin sözündeki ortak ve odak nokta إِنْ أَجْرِيَ إِلاَّ عَلَى اللهِ "Benim mükafatım ancak Allah'a aittir." hakikatında toplanmaktadır. Bizler, maddî olmasa da mânevî bir ücret bekleyebiliriz. Halbuki nebîler bunu da beklemezler ve bütün yaptıklarını Cenâb-ı Hakk'ın emri olması zaviyesinden değerlendirerek yaparlar. Farz-ı muhal, neticede cehennemin alevlerinde yanacak dahi olsalar, yine onların düşüncelerindeki berraklık bulanmaz ve hep vazifelerini yapmayı düşünürler... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
İhlas, yapılan her şeyi Allah (cc) için yapma ve yapılmayanı da yine Allah için yapmama, demektir. Peygamberler, daha işin başında işte böyle bir ihlâsa erdirilmiş şahsiyetlerdir. Gerçi çalışıp çabalama ile insan, ihlâsta bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, diğer insanların varabileceği son nokta nebîler için sadece bir başlangıç noktasıdır. Onlar, âdeta ihlâsın özü haline gelmiş ve muhlasînden kılınmışlardır. Kur'ân-ı Kerîm onların bu hususiyetini bazı peygamberlerde müşahhaslaştırarak şu şekilde anlatır: |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 15 - 28 Toplam: 172 |