|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Müsteşriklerle, onların İslâm dünyasındaki takipçilerinin hücum oklarına en fazla maruz kalan sahâbiler, hadîs ıstılahında "Müksirûn-u Sahâbe" denilen, çok hadîs rivayet etmiş olan ashâb-ı Resûl (s.a.s) ve bunların başında da Ebû Hureyre Hazretleri'dir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Kur'ân-ı Kerim, sahâbeyi dile getirdiği pek çok âyette tâbiînden de bahseder; meselâ: وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ "Muhâcirler'den ve ensârdan ilkler, (en evvel İslâm'a girip, "biz varız" diyerek kendilerini ortaya atanlar) ve ihsan şuuruyla onlara tâbi olanlar var ya: Allah onlardan râzı oldu, onlar da Allah'dan râzı oldu ve Allah onlara içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte bu büyük bir kazançtır."(Tevbe, 9/100) |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Umumiyetle tabiînin en büyüğü olarak konuşulan Yemen'in sultanı Üveysü'l-Karnî'den, sahâbe-i kirâm duâ talebinde bulunurdu. Hz. Ömer'in de içinde bulunduğu bir mecliste Efendimiz: "Üveysü'l-Karnî'yi görürseniz, kendisinden duâ taleb edin"[1] buyurmuştu. Bu, Hz. Ömer'in içine öylesine işlemişti ki, her Yemen'den gelene: "İçinizde Üveys var mı?" diye soruyor ve hep Üveys'i arıyordu. Koca Halife, onu bulduğunda da vakit fevtetmeden: "Ömer'e duâ et" istirhamında bulunmuştu. Peygamberlerden sonra ikinci dereceyi tutan, hele hususi bazı faziletlerde kâ'bına erişilmeyen bir insan, Üveys'ten duâ taleb ediyordu. Yemen'e gidenlere, hacca gidenlere: "Üveys'i bulursanız, kendisinden duâ isteyin" diyordu Hz. Ömer (r.a). Bilinmek, tanınmak öylesine ağır gelmişti ki Üveys'e, hemen izini kaybettirmiş,[2] اَلْمَوْتُ يَاْتِي بَغْتَةً وَالْقَبْرُ صنْدُوقُ الْعَمَلِ "Ölüm ansızın gelir, kabirse amel sandığıdır" fehvasınca, ancak kabirde açılacak kapalı bir sandık olarak kalmak ve Ömer'e fâşettiği Allah'la kendi arasındaki sırrını, bir ikinci kişiye fâşetmemek için gözden kaybolmuştu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Sünnet, Kur'ân-ı Kerim'le birlikte İslâm'ın iki temel direğinden biridir ve sünnet olmadan, hadîs olmadan İslâm düşünülemez. Efendimiz'in (s.a.s) söz, fiil ve takrirlerinden oluşan sünnet, daha Efendimiz zamanında zihinlere, hafızalara ve kalblere nakşolmuş, ayrıca yazıya da geçmiştir. Sahâbe-i kirâm, büyük bir titizlikle sünnete uymuş, hayatını sünnete göre tanzim etmiş, sünneti muhafaza etmiş ve hiçbir fazlalık ve eksikliğe meydan vermeden tabiîn-i izâma nakletmiştir. Dönemlerindeki fitne ateşleri sebebiyle hayatlarını zühd ve takvâ üzerinde İslâm'a ve İslâm'ın iki temeli olan Kur'ân ve sünnete adayan tabiînin, sayıları binleri aşan dev imamları, Kur'ân gibi sünnete de sahip çıkmış ve karıştırmadan, bulandırmadan onu, kendilerinden sonraki nesle intikal ettirmişlerdir. Bu üç nesil, yani Sahâbe, Tabiîn ve Tebe-i Tâbiîn, Efendimiz'in (s.a.s) mübarek ifadeleriyle, Efendimiz'den (s.a.s) sonra gelecek insanların en hayırlılarını teşkil etmektedirler.[1] |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 169 - 172 Toplam: 172 |