|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Peygamber, yalnız vazifesini düşünür, dedik. Evet, öyle peygamberler gelmiş geçmiştir ki, bütün bir hayat boyu mücadele etmelerine, tebliğde bulunmalarına rağmen, kendilerine inanan tek bir insan olmamıştır.[1] Fakat, onlar, hep itminan içinde kalmışlardır. Zira vazifelerini hakkıyla yerine getirmişlerdir. Onların hayatlarının hiçbir lahzasında itiraz işmam eden şu niçinler yoktur: Niçin hizmet edemedim? Niçin bana inanan yok? Niçin bu iş fiyasko oldu? Niçin bu falsolar birbirini takip edip durdu? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Allah Resûlü, bir taraftan böyle değişik istidatları etrafa gönderip irşad vazifesini sürdürürken, diğer taraftan da devlet reislerine ve meliklere gönderdiği nâmelerle, onları hak dine davet ediyordu. Bu da tebliğin ayrı bir buuduydu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Hudeybiye, tebliğde ayrı bir fırsat buududur. Allah Resûlü'nün böyle ağır şartları hâvî bir anlaşmayı kabul etmesi, işin başında Hz. Ömer gibi Allah Resûlü'ne bağlılığı müsellem şahıslar tarafından dahi, itiraz mânâsına gelebilecek bir reaksiyonla karşılanmış ve o esnada kaybetme sath-ı mailinde buğulu dakikalar yaşanmıştır.. yaşanmıştır ama ertesi sene müslümanlar, ellerini-kollarını sallaya sallaya Mekke'ye girmişlerdir. Bu ise Mekke'de bir sene boyu konuşulan mevzu olmuştur. Böylece gönüller İslâm'a karşı yavaş yavaş hazırlanabilmiş.. ve Mekke'nin ileri gelen dev şahsiyetlerinden Halid b. Velid, Amr b. Âs ve onlar gibi kişiler bu arada kendi hür iradeleriyle İslâm dinine girmişlerdir.[1] Onların izzetleri rencide olmadan İslâm'a girmeleri, ileride yapacakları hizmetler açısından çok mühimdi ve öyle oldu... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Allah Resûlü, fethin zirvesinde olduğu dönemlerde dahi ferdî münasebetlere son derece ehemmiyet veriyordu. O bir iki sene içinde bütün Mekke halkının kendisine dehalet edeceğini biliyordu ama, buna rağmen Halid b. Velid'le Amr b. Âs'ın gelişini ayrı bir iltifatla karşılıyor ve onlara teveccüh yağdırıyordu. Evet, yanında bulunan ashabını, bu iki dâhiyi karşılamaya göndermişti ve Halid, teslimiyet mânâsına elini uzattığı zaman Allah Resûlü, ona şöyle iltifatta bulunmuştu: "Ben de hayret ediyordum; Halid gibi akıllı bir insan nasıl olur da küfür içinde kalır.. ben bir gün gelip, senin Müslüman olacağına kat'iyen inanıyordum."[1] O hâletteki bir insana, Allah Resûlü'nün söylediği bu sözler, iltifatların en büyüğüdür. Ve işte Halid bu iltifatlarla müstakbel hayatı adına kimbilir nasıl metafizik gerilime geçmiştir? Bu arada Amr b. Âs da, Allah Resûlü'nün elinden tutmuş, bir türlü bırakmıyordu. Durmadan ısrar ediyor ve: "Ya Resûlallah, günahlarım için istiğfar et ve Cenâb-ı Hakk'a yalvar." diyordu. "Dua et, Allah beni affetsin!" İki Cihan Serveri, ona da iltifatta bulunuyor ve şöyle diyordu: "Bilmiyor musun, İslâm, daha önceki bütün günahları siler süpürür... İnsan, İslâm'a girince anasından doğduğu gün gibi tertemiz olur."[2] |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 29 - 42 Toplam: 172 |