Sitedekiler
İstatistikler
Üyeler: 1
Haberler: 172
Web Linkleri: 0
Ziyaretçiler: 175429
İktibas
|
Allah Resûlü vahiyle müeyyed ufkuyla devleti ayakta tutacak dinamikleri çok iyi tesbit etmiş ve bunları israf etmeden yerli yerinde kullanmıştır. O, büyük erkân-ı harpler yetiştiren.. ilim düşüncesini coşturan ruha ve mânâya giden yollar açan sanatkâr düşüncelere yüksek gayeler belirleyen iç içe bir derinlikler menşurudur. O, kendi döneminde bir sürü erkan-ı harp yetiştirmiştir. Kendinden sonra, cihânın fethine uzanan yolda, Hâlid'den Ukbe'ye, Ukbe'den Ahnef'e, ondan Tarık'a ve ondan da Muhammed bin Kasım'a.. kadar nice büyük erkân-ı harpler yetişmiştir ki, münhasıran bu zaviyeden o büyük oluşumun kaynak ve mimarına baktığınız zaman, O'nu yalnız askerlikle iştigâl etmiş sanırsınız. Günümüzdeki Akkad gibi pek çok araştırmacı, saadet asrını, dehâya açık istidatların harmanı gibi görürler. |
|
Devamını oku...
|
|
Ana Sayfa
Ana Sayfa
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Buharî, Müslim, şu vak'ayı naklediyorlar: "Bir gün Allah Resûlü mescidde oturuyorlardı. Bir bedevi içeriye girdi; ihtimal Efendimize bir şeyler sorup öğrenecekti. Fakat bu adam gitti ve mescidin bir tarafına idrar etmeye durdu. Oradakiler, مَه مَه diye müdahele etmek istediler. (Arapça'da bu, ‘dur, yapma!' demektir.) Allah Resûlü "Adamı bırakın ve idrarını kestirmeyin." buyurdu. O bir bedevi idi. Kalkıp onu dövebilirlerdi. Ne var ki, bedeviye karşı böyle bir muamele de bedevice olurdu. Allah Resûlü'nün ashabı bedevi değildi. Sonra buyurdular ki: "Gidin bir kova su getirip idrarın üzerine dökünüz; su o pisliği alır götürür orası da temizlenir."[1] |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Cahiliye dönemi arkada bırakılmış ve o döneme ait her şey artık, ya acı bir teessür ve bir hasretle, ya da müstehzi bir edayla anlatılıyordu. Evet, o dönem anlatılırken ya dudaklar geriye gidiyor, ifadeler tebessüme bürünüyor veya bir iç burkuntusuyla kekeleniyordu. Bir gün yine bâdiyeden gelen bir bedevi, mescidde Allah Resûlü'ne bazı şeyler anlatmıştı. Ve anlattığı şeyler arasında bir de şu vardı: "Ya Resûlallah! Ben de kız çocuklarımı kendi ellerimle gömmüştüm." demiş ve devam etmişti: Bunlardan birinde, kızımın elinden tuttum götürdüm; ki kızım, tam da gelişip çarpıcı bir hâl aldığı çağdaydı. Çölde iyice uzaklaşabildiğim kadar uzaklaştım. Sonra da bir yeri, kazma ve kürekle kazmaya başladım. Zavallı gafil çocuk, hiçbir şeyden haberi yoktu. Benimle beraber o da kendi çukurunu kazıyordu. (Adam bunları anlatırken Allah Resûlü bir bahar bulutu gibi dolmuş ve gözyaşları boşalmaya başlamıştı.) Kazma işi bitince geriye çekildim. Küçük yavru ne olacağından habersiz çukura bakıyordu. Aniden sırtına bir tekme indirdim. Başaşağı kuyuya giderken, "Babacığım babacığım!" diye feryat ediyordu. Allah Resûlü, hıçkıra hıçkıra ağlayınca sahabe-i kiram, adama "Resûlullah'ı ne diye müteessir ediyorsun", diye itap etmeye başladılar.[1] |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
İmâm Müslim ve İbn Mâce, Avf bin Malik'ten naklediyorlar: Avf b. Malik diyor ki: "Bir gün Allah Resûlü'nün huzurunda bulunuyorduk.. ve hepimiz 9-10 kişi kadardık. Bize: ‘Biat edin' buyurdular. Hepimiz hayret etmiştik. Biz şimdiye kadar birçok defa biat etmiş değil miydik? Ve sorduk: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Hangi şey üzerine biat edelim?' Cevap verdiler: أن تعبدوا الله ولا تشركوا به شيئاً والصلوات الخمس وأن لا تسألوا الناس شيئاً "Allah'a kulluk edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak, beş vakit namazı tastaman kılmak ve insanlardan hiçbir şey istememek üzere biat edin!" |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
O, elli bin türlü câhilî âdeti göğüsleye göğüsleye bir zulmet çağını ışık asrı hâline getiriyordu. Bu hususa ışık tutmak üzere, Cafer İbn Ebî Talib'in, Necaşi karşısında söylediği sözleri nakletmek istiyorum: "Ey Melik, biz kan içer, leş yer, zina eder, hırsızlık yapar, adam öldürür ve yağmacılıkla iştigal ederdik.. kavi zayıfı ezer ve insanlık adına utandırıcı daha neler neler yapardık..."[1] derken, Hz. Muhammedden (sav), evvel insanlığın nasıl üst üste karanlıklar içinde bulunduğuna dikkati çekiyordu. Evet bu toplulukta, bir damla suda kıyametler koparılır.. hak bendedir mülâhazasıyla iki cemaat birbirine girer ve birbirini öl-dürür.. yine bu topluluk içinde zina tecviz edilir.. hırsızlık meziyet sayılır.. ve alkolik olmayan insanların adedi iki elin parmakları sayısınca ya vardır veya yoktur. İşte âdetlerinde böylesine mutaassıb ve alabildiğine vahşi bu cemaat içinde, O, hem de en kısa zamanda, bütün bu rezileleri, bu ahlâk-ı seyyieyi onların içlerinden söktü attı ve onların yerine "ahlâk-ı âliye" ve "mezâyâ-yı gâliye" diyebileceğimiz en yüksek insanî meziyetleri, en yüksek insanî faziletleri getirip yerleştirdi. Eflatun Cumhuriyeti'nde, başka ütopya yazarları da (msl. Thomas Moore) ütopyalarında hep bu toplumu heceliyorlardı. Oysa Hz. Muhammed Mustafa (sav), o fazilet topluluğunu çoktan tahakkuk ettirmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 85 - 98 Toplam: 172 |
|