|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Ahmed b. Hanbel naklediyor: "Amr b. Abese, Allah Resûlü'ne geldi. Gayet kaba ve bedevîce: مَا أَنْتَ ؟ dedi. Bu "Sen nesin?" demekti. Allah Resûlü, gayet sakin bir eda ile أَنَا نَبِيُّ ال لهِ buyurdu "Ben Allah'ın (cc) nebîsiyim." O korkunç kabalığa karşı bu mülâyemet, Amr b. Abese'yi vurmuştu. Hemen diz çöktü اِنِّي مُتَّبِعُكَ "Ey Allah'ın Resûlü, bundan böyle Sana tâbiyim." dedi. Bu hâdise Mekke'de olur.. tabiî inananların sayısı gayet azdır. Böyle bir dönemde en azından güçlü görünmek için adama ihtiyaç vardır. Fakat Allah Resûlü kimi nerede ve ne zaman kullanacağını çok iyi bilmektedir.. ve bildiğini tatbik hususunda da hiç tavizi yoktur. Amr b. Abese'ye de aynen Ebu Zerr'e dediği gibi der: "Sen zayıfsın. Şimdi burada kalmaya güç yetiremezsin. Kabilene dön. Orada irşad vazifesi yap. Ne zaman benim galebe çaldığımı duyarsan o zaman gel ve bana iltihak et!" |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Cüleybib'den daha önce bahsetmiştik. 15-16 yaşlarındaki bu genç, kadınlara sarkıntılık yapmaktan kendini alamadığı söylenir. Ve Allah Resûlü, o iksir ifadeleriyle onu ikna eder ve ardından da onun için Cenâb-ı Hakk'a niyazda bulunur.[1] |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Hayber fethedilecekti. Günlerce süren muhasara netice vermemiş ve kaleden içeriye girilememişti. Bir gün Allah Resûlü: "Yarın bu sancağı, Allah'ı seven ve Allah (cc) tarafından sevilen birine vereceğim." buyurdu. Ertesi gün herkes ön safta yer almak için âdeta yarışıyordu. Allah Resûlü sabah namazını kıldırdı. Daha sonra cemaata döndü.. herkesin gözü Allah Resûlü'nün gözlerine dikilmişti.. O'nun gözleri ise, orada olmayanlardan birini arıyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
16.05.2006 |
|
Yüzlerce namzet arasından seçtiği hanımlarındaki isabet de ayrıca kayda değer önemli hususlardandır.. zira Allah Resûlü, mü'minlere ana olabilecek ve hakkıyla bu ağır yükü yüklenebilecek kadınları seçmiş ve bu seçmede de tam isabet buyurmuştu. Bu kadınların da hemen hepsi som altın çıkmıştı. Hele, irşad adına, onların hepsi, birer mürşide ve birer muallime olarak yetişmiş ve daha sonra kapılarında yetiştirdikleri büyük insanlarla, İslâm'a en büyük hizmeti yapmışlardı. Mesruk gibi, Tâvûs b. Keysan gibi, Ata b. Ebi Rabah gibi dehâ ve zühd sahibi nice insanlar, hep müminlerin analarının rahle-i tedrisinde çıraklık yapmış ve her biri birer bahr-i muhit bu kadınların feyiz kaynaklarından kana kana içmişlerdi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 99 - 112 Toplam: 172 |